Tel: 0 546 496 4 111
Fax: 0 312 435 7 435
E-Posta:
info@routelifedergi.com 
Adres: Fidanlık Mah. Tuna Cad. Çavuşoğlu İş Merkezi No:18/4 Çankaya / Ankara

"Kişiler verimli çalışırsa, ülke verimli olur" - Kutlu Tamay

Ankara sizi yakinen tanıyor; ama başka şehirlerdeki okuyucularımız adına sormak istiyorum; Kutlu Tamay kimdir?
Kutlu Tamay, Ankara’da doğan, Selanik göçmeni bir kişi. Kolej, sonrasında ise Bilkent Üniversitesi mezunu; iyi derecede İngilizce bilen, gezmeyi, insan tanımayı çok seven; yeni mekânlar görmekten ve tanımaktan çok büyük keyif alan, Ankara sevdalısı biri. Yalnızca Ankara’yı sevmekle kalmayıp; aynı zamanda bu Ankara’da yapılan her şeyin içindeolmaya, destek vermeye çalışan ve kendini sürekli geliştirmeye çalışan biri. 
Ben, hayatta herkesten bir şeyleröğrenilebileceğini düşünüyorum. Bu insanın, toplumun hangi katmanından geldiği önemli değil. Son derece “cahil” diyeceğiniz bir insanın bile bir konu üzerinde mutlaka yaşanmış tecrübesi, sizden iyi olacağı bir nokta olabiliyor. Çok şaşırtıcı insanlardan çok şaşırtıcı şeyler öğrenebiliyorsunuz. Bir gün berbere giriyorsunuz; adam öyle bir siyasi yorum yapıyor ki “AllahAllah,ben bunu neden böyle düşünmemiştim.” diyebiliyorsunuz. Bu yüzden ben, bilgi anlamında herkesten bir şekilde “beslenmeye” çalışan biriyim. İnsanları ve gülümsemeyi çok seviyorum. Negatif insanlardan ise mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum. 
 
Peki ya bu Ankara aşkı nereden geliyor; nasıl bir temele dayanıyor? 
Doğma büyüme burada olmamın yanı sıraAnkara’nın benim için bir tutku olduğunu söyleyebilirim.  Her şeyi burada yaşadım. Geçen sene  Atakule yeniden hizmete açıldı; ilk gençlik yıllarımda gezdiğim, keyif aldığım yer; ilk aşkımı yaşadığım yer Ankara. Her şeyin ilkini yaşadığınız yerden kolayca kopamıyorsunuz. Ben, Ankara’yı her haliyle seviyorum. İstanbullular bize, “Deniz yok,siz denizsiz nasıl yaşıyorsunuz?” diyor; evet, deniz yok, ne yapalım? Ama çok güzel dostluklarımız, harika bağlarımız var bizim bu şehirde. Nefis arkadaşlıklarım, yıllardır kopamadığım insanlar ve mekanlar var; bütün bunlar beni Ankara’ya sıkı şekilde bağlıyor. O yüzden Ankara, benim için çok önemli.
 “Çok çalışmaktan ziyade doğru çalışmak önemli.”
 
 
Temel kavramlarınız olan girişimcilik ve verimlilik hakkında fikirlerinizi merak ediyoruz. “Sözlüğü açıp baktığımız anlamlarıyla değil de sizin tabirinizle bu kavramlar nedir?” diye sorsak, neler söylersiniz?
Girişimcilik bence çok önemli; ama çok iyi düşünülmesi gereken bir karar. Hele ki şu anın ekonomik şartları düşünüldüğünde, çok zor .Girişimcilikte iki şey çok önemli: iyi bir fikir ve sermaye. Güzel bir fikri olan gençlere tavsiyem –o fikrin isim haklarını da aldıktan sonra- sermaye sahipleriyle bir araya gelerek bir çözüm ortaklığı kurmaları. Bu şekilde arzuladıkları işin sahibi olabilirler.
Verimliliği ise zaman ve insan ilişkisi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Sabahtan akşama kadar çalışan bir insanın ne kadar verimli olduğuna bakmamız gerekiyor. Örneğin sahada çok iyi çalışacak, satış yapabilecek, koşturabilecek ve firmasına kar sağlayabilecek bir çalışanını, masa başında çalıştıran bir işyeri, o kişiyi verimli kullanmıyordur. 
Doğru şekilde doğru çalışma yapabilmek temel argümanımız olmalı. Birçok kurumda ‘’Verimlilik’’ hakkında çeşitli araştırma-geliştirme çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmaların daha da arttırılması ve desteklenmesi gerektiği kanısındayım. 
Kişilerin verimli olduğu takdirde ülkenin de daha verimli olacağı hepimizin bildiği bir gerçek. Bizler daha verimli çalışarak bunu başaracağız ki geleceğimizi daha parlak görebilelim. Çok değil, doğru çalışmaktır asıl önemli olan. Bütün gün çok fazla çalışıp ortaya bir ürün koyulamıyorsa, o gün verimli geçirilmemiştir. Böyle çalışınca da ne kazanç artıyor ne de gerçekten mutlu olunabiliyor. Bu yüzden bilgili ve başarılı insanlardan, akademisyenlerimizden destek almak; “Ne yapıyorum, ne yapmam gerekiyor, nasıl bir yol izlemeliyim?” sorularını yanıtlamak gerekiyor. Başarılı insanların hayat hikâyelerini, çalışma stratejilerini okumak, gözlemlemek, kendimize örnek almamız gerekiyor. 
Karşımızda sadece İş Dünyasında tecrübeli olan biri değil; aynı zamanda da bir mekân ve lezzet yazarı da duruyor. Öncelikle bu serüvenin nasıl başladığını, sonrasında ise size göre iyi mekân unsurlarını anlatır mısınız?
“Gezmeyi ve yeni insanlar tanımayı çok severim.” demiştim. Böyle olunca birçok restorana, otele, seyahatlere, davetlere gidiyorum.Gittiğim bu yerlerde hiçbir zaman soğuk ve çekingen durmadım; zamanla oranın işletmecisini, garsonunu, aşçısını tanıdım. Sosyal medyada paylaşımlar yaptım. İnsanlar, bunları neden yazmadığımı sordu; “Sadece paylaşarak kalma, gittiğin yerler hakkında detay da ver.” dediler. Önce kendime birblog açarak başladım, ardından çok ziyaret edilen internet sitelerinde ve sonrasında da çeşitli gazete ve dergilerde gittiğim ve beğendiğim yerleri tanıtan yazılar yazmaya başladım, halen de sürdürüyorum.
 
 
Şunu söylemem gerekir ki; Ankara’yı çok sevdiğim için Ankara girişimcilerine yönelik pozitif bir ayrımcılık yaptığım doğrudur. Bununla birlikte; bir şeyler yapmaya çalışan, emek veren insanlara destek olmaya çalışıyorum. Bir yeri sevmezsem orayı yazmıyorum; ama kötülemiyorum da. O işletmeye bir zararım dokunsun istemiyorum, orada da ekmek yiyen insanlar var. Bu nedenle sadece beğendiğim yerleri yazıyorum. 
İyi mekân ölçütüne gelecek olursak şunları söyleyebilirim: Öncelikle bir güleryüz, iyi bir mekânın olmazsa olmazı. Ben mekândan içeri girdiğimde bir “hoş geldiniz” sempatik bir güleryüz benden hemen puan alıyor. Sonrasında hijyen geliyor. Çok şaşaalı, varaklı, süper mobilyalı bir yer olmasın; ama masanın üstü tertemiz olsun, gelen yemekler, kullanılan örtüler, tabak ve çatallar tertemiz olsun istiyorum.
İyi bir mekânda yemek mutlaka sıcak gelmeli, bekletilmemeli. Bazı mekânlarda aynı masadaki herkesin yemeğini aynı anda servis edebilmek için siparişlerin birkaçını bekletiyorlar dolayısıyla yemek soğuyor. Aynı anda herkese sıcak servis yapılamıyorsa, yapılmasın. Ayrı zamanlarda gelsin ama yemekler mutlaka sıcak gelsin. Fiyat politikası mekâna ve verilen hizmet kalitesine uygun olmalı. O işe gönlünü veren, yıllarını veren şefler tarafından hazırlanan yemekler sunulmalı. Emeğe ve özene büyük saygım var; bir işte emek ve özen varsa onu elimden geldiğince hak ettiği yerlere taşımaya çalışıyorum. 
“Çoğu zaman, ‘İyi ki Sivil Toplumcuyum.’ diyorum.”
 
Peki ya dernekler? Bu yola ne zaman girdiniz; neler yaşadınız? 
Ben Ankara Genç İş Adamları Derneği (ANGİAD) ile bu yola çıktım, 2006 yılında bir arkadaşımın beni referans göstermesiyle, kendimi ANGİAD’da buldum. Sonrasında, sivil toplum kuruluşlarının çok güzel dostluklar kurabileceğiniz, yol arkadaşları bulabileceğiniz ortamlar olduğunu gördüm; çok değerli insanlar kazandım. Bu sayede her sektörden insan tanıdım. Hasta olduğumda dernekten tanıştığım bir doktoru arayıp detaylı bilgi almak, çözüm bulmak ya da yemek için bir yere gideceksem bildiğim yere gitmek, O an neye ihtiyacım varsa dernekten bir arkadaşım vasıtasıyla bu ihtiyacımı karşılayabilmek çok güzel. Cenazen olduğunda arkanda bu insanlar duruyor, doğum gününü kutlarken yanında yine bu insanlar yer alıyor.Bunlar insana kendini iyi hissettiriyor.Hayatta çoğu zaman, “İyi ki Sivil Toplumcuyum.” diyorum. Paranın satın alamayacağı şeyler var; ben bunları yakaladığıma inanıyorum. ‘’Para kazanılır da kaybedilir de; ancak sıcak bir dostluk ortamı bulmak paha biçilemez benim için’’
 
 
Duayen Sivil Toplumcu Veli SARITOPRAK’ın başkanlığını yaptığı Türkiye Sanayici ve İş Adamları Vakfının  (TÜSİAV) Verimlilik Platformu Başkanlığını da siz yürütüyorsunuz. Peki, bu platformun çalışmalarından söz eder misiniz?
Veli SARITOPRAK benim için gerçekten çok önemli bir figür, ondan her gün yeni bir şeyler öğreniyorum diyebilirim. Kendisi bana güvendi ve sorumluluk verdi. Bende elimden geldiğince bu sorumluluğun getirmiş olduğu şartları ve görevleri yerine getirmeye çalışıyorum. Verimlilik günümüzde en popüler kavramlarından biri; ancak genellikle popüler kavramlarda yaşadığımız boşluk ve geçicilik burada söz konusu değil. Verimlilik, altı dolu bir olgu. Platform olarak verimliliği nasıl arttıracağımız konusunda çalışmalar yapmaktayız. Yine platform olarak 3 senedir ödül törenleri yapıyoruz. Topluma, ekonomiye, devlete, millete katkısı olan insanları ödüllendiriyoruz. Bu insanların çalışmalarını yıl boyunca izliyoruz; çevremizdeki insanların fikirlerini alıyoruz. Örneğin bir üretici çok önemli bir elektrik malzemesi üretiyor; bu ürün belki de hepimizin hayatını kolaylaştıracak. Ancak yeterince duyulmamışsa o üreticiyi ödüllendirerek onu destekliyoruz. Güçlü medya bağlantılarımızla daha tanınır, bilinir olmasını sağlıyoruz. Bu da o iş insanımız için teşvik edici oluyor; daha da şevkle çalışmaya başlıyor. Platform olarak bu misyonu üstlendiğimiz için de oldukça mutluluk duyuyorum. Yalnızca üst düzey yöneticileri değil, verimli çalışan bir işçimizi dahi ödüllendiriyoruz. 
Paneller, sempozyumlar düzenliyoruz. Örneğin Enerjide verimlilik, Ekonomide verimlilik gibi. Çok değerli Profesörlerimiz, konusunda tecrübe sahibi İş İnsanlarımız konuşmacı olarak geliyor; herhangi bir katılım ücreti olmadan katılımcıların kendilerini bilgiye doyurabileceği, faydalı etkinlikler gerçekleştiriyoruz.
 
Kutlu Bey, vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Genç ve girişimciliğe hevesli okurlarımıza neler tavsiye edersiniz?
Şu an bir dalgalı denizdeyiz; bu ekonomik şartlarda girişimcilik yapacak insanlara bol şanslar diliyorum. Mutlaka tecrübeli, bu konuda bilgili ve donanımlı kişilerden danışmanlık alsınlar. Bilgi alsınlar, istişare etsinler. Bazı gençlerde, “Ben çok iyi okudum, öğrendim, biliyorum. Bir iş hayatına atılayım yürür giderim.” düşüncesi olduğunu görüyorum. Sonrasında ise büyük hayal kırıklıkları geliyor. Büyük batışlar, iflaslar, bunalımlar yaşanıyor. Bu yüzden diyorum ki; istişare, istişare, istişare! Danışmanlık bütün dünyanın en önem verdiği konuların başında geliyor. Bütün dünya bunun üzerine dönüyor, sen niye bunun dışında kalıyorsun? Danışmanlık şirketleri var, danışmanlık yapan kişiler var. Ülkeler bile günümüzde bu danışmanlık şirketleri ile çalışıyor; bu bir gerçek. Sen de kendi gücüne uygun, kendi sektöründe bir danışmanla çalış. İş hayatında sadece bir tek doğru yok, konular birçok açıdan, geniş bir perspektifte ele alınmalı. Ancak bu bilinçle oluşturulacak bir ekip ruhu içerisinde çalışılırsa başarı yakalanabilir.
 

RÖPORTAJ